Kendime de bir pay çıkarttım şarkıdan. En sonunda diyor ya; ayrıca hoşuma gitti:
There is something I see in you
It might kill me
I want it to be true
22.07.09
Geçenlerde yazlığa gitmiştim hani, hatırladınız mı?

Gökkuşağı
Geçen gün evdeki içkilerle kokteyl denemesi yaparken şöyle bişey elde ettim. Adını neon koyduk. Karıştırıcıyla uyuma dikkat lütfen.
Uzuun uzun uyuyabilmiş de olsam yorgun kalktım sabah, daha doğrusu öğlen. "Kırıklık" fena şey, bir de dün hakkaten yormuşum kendimi sanırım, sırtım filan da ağrıyordu kalktığımda. Ya da gece yataktan düştüm. İkisinden biri.
Havadan ve randımanlı nefes alamamaktan olsa gerek, fena başım ağrıdı gün boyu. Saçımı okşayacak eli, yaslanacağım omzu aradım. Mikrop saçmakta olsam da...
Kitap okudum, Kiralık Nişanlı. 
Çizgi roman okudum, Daredevil.


Üşüdüm bugün. "Hava serinlemiş yaa" diye mahzun mahzun söylendim arada. Zaman çok çabuk geçmiş gibi, ağustos da bitivermiş. Ama rüzgar da pek bi sert esiyordu canım, mevsimi devralmakta olduğunu bu kadar belli etmesi mi lazımdı ki...
Hafta sonu Kandıra'daydık. Cumartesi gecesi yağmur sesiyle uyandım yine. Yağmurdan çok önce benim kendi bulutlarım üzerimi kaplamaya başlamıştı zaten.
Bugün Görkem'cimle konuştuk, onun içimi rahatlatacağını biliyordum. Ama o sakinliği fazla tutamıyor gibiyim. İçimi kemiren düşünceler geri gelmek için fırsat kolluyor gibi. Yapacak olduğum işler daha zor gelmeye, gözümde büyümeye başladı. Zamanı iyi değerlendirmezsem de sonunda iki ayağım bir pabuca girecekmiş gibi hissediyorum. Bir de ne yapacağımı ve nasıl yapacağımı bilememek korkutuyor beni.
Sanırım mevsimin değişimeye başlamasından da muzdaribim. Rahatsızlığımın, huzursuzluğumun başlıca sebeplerinden biri. Geçiş dönemleri böyle. Kendimi güçsüz hissetmeye başladığımda ardı sıra gelen o düşünce zinciri, o hisler, o görüntüler yine aklımdaydı hafta sonu.
Avalon'un Sisleri 'ni okumaya başladım bir kez daha.
© Garden of Cinitria
Wordpress Theme designed by DT Website Templates | Bloggerized by FalconHive